 |
 |
|
|
| |
 |
|
|
|
|
Verbier hakkında günlük gazetelerde haberler çıktı. Konu
ve yer hakkında sanatla ilgili kimselerin genel bilgisi
çoktan oluştu. Bu seneki festivale katılan Türk
dinleyicilerin arasında ben de bulundum ve mutlak bazı
noktaları, bilinen şeyler olsa da, yazmaya karar verdim.
Verbier, şarapçılığı ile ünlü vadinin en uç noktasında
aynı zamanda kışın kayak noktası olan bir şehircik. Her
şeyi var. Akıllı bir sanatsever girişimci oraya yazın da
bir etkinlik eklemek için 1600 kişi alan amfi şeklinde
prefabrik bir salon eklemiş. Bina veya tesis her mevsim
sonunda sökülüp, ertesi sene yeniden kuruluyor. Akustik
mükemmel, amfi tarzı oturma düzeni, gerekli konforu ve
görüşü sağlıyor. Sahne, en geniş orkestraya bile işlev
olanağı veriyor. Verbier Orkestrası her yıl sınavla alınan
müzisyenlerden oluşuyor ve bu yılki kadro 167 kişiydi.
Orkestra; Oda ve Senfoni Orkestrası olarak çalışmakta. Bir
gece sahnede program gereği 4 piyano vardı. Festival
etkinlikleri iki kilise, kafe, sinema salonu ve benzeri
çeşitli yerlerde devam edip günlük ortalama konser,
masterklas, konuşma ve film olarak 15 civarında.
Konserlerde çok saygın solistler ve şefler görülüyor.
Birçok sanatçı da birden çok eserde sahne alıyor.
Anlaşılan festivalin adeta bir de şef ve solist kadrosu
var. Fevkaladeliği de buradan geliyor. Kaldığımız birkaç
gün içinde gördüğümüz ve dinlediğimiz olağanüstü sanatçıyı
belki uzun bir zaman içinde tekrar göremeyiz.
Klasik müzik dinleyicisinin azaldığı, daha çok yaşlı bir
kitlenin konserleri takip ettiği çok söylenen ve herhalde
pek de yanlış olmayan bir olgu. 21 Temmuz gecesi
dinlediğimiz konser, gerek içerik gerekse etkisi
bakımından pek alışık olmadığımız bir tarzda icra edildi.
Konserin başlığı “Carte Blanche a Lang Lang”, yani “Lang
Lang’a açık çek” denebilecek bir başlık. İlk yarıda Lang
Lang, Vadim Repin ve Micha Maisky, Sergei Rachmaninov’un
bir triosunu, ikinci olarak da Tchaikovski’nin 50 sayılı
üçlüsünü çaldılar. Özellikle ikinci eser, dinleyiciyi o
kadar memnun etti ki, pek çok kimse “Sırf bu dinleti için
buraya gelinir.” dedi.
Konserin ikinci yarısı için “Popüler Melodiler ve
Şansonlar” başlığı konmuş ki, insan istemeden “Bu nasıl
program?” diyor. Bu kısımda aynı üçlüye ilaveten Rene Pape,
Thomas Quasthoff ve Bryn Terfel vardı ve bu ses
sanatçıları bir gece evvel Don Giovanni’de rol almışlardı.
Dağıtılan programda on kadar çok popüler melodi ve
şansonun adı vardı. Beklenen, bunların sırayla
söyleneceğiydi. Fakat öyle olmadı. Sahnede görülmemeye
çalışan bir yedinci kişi vardı. Belli ki o kişi bu
şansonlardan çıkarak bir potpuri yapmış.temelde “Anything
You Can Do, I Can Do Beter” vardı ve melodiler hiç belli
olmadan bu şarkıya örülmüştü.
Konser bu şekilde bitti veya bitemedi. Zira dinleyici
öylesine coştu ki, kimse salonu terk etmedi. Herkes
yoruldu fakat çok mutlu olarak “Acaba klasik müziği takdim
böyle yapılırsa daha popüler olmaz mı?” diye düşünerek
otelin yolunu tuttu.
Not: AKM tadilat için kapatıldığında yanındaki park yerine
böyle portatif bir bina yapılamaz mıydı?
OSMAN YÜCESAN |
 |
|
|
|
|
|
 |