 |
 |
|
|
| |
 |
|
|
|
|
Devlet, sponsorluğu teşvik için bu yardımların şirket
masrafı olarak kabul edileceğine ilişkin bir yasa çıkardı.
Acaba sigorta şirketlerimizin geniş bütçeleriyle,
İstanbul’un adını müzik dünyasında duyuran İDSO’ya el
uzatmaları mümkün olamaz mı?
Klasik müzik dinleyicileri bahar ve yaz aylarını heyecanla
bekler. Kışın ardından dünyanın pek çok yerinde çeşitli
müzik festivalleri başlar; örneğin Salzburg, mart sonu
nisan başı yani Paskalya tatilinde yer alan çok önemli bir
festivaldir ve senelerden beri kesintisiz devam eder. Bu
festivalin önemi, Berlin Filarmoni Orkestrası’nın daimi
orkestrası olması ve orkestranın da önemli olan şefinin
konserleri idare etmesidir. Arka arkaya iki hafta
tekrarlanan dörder günlük programlar, doyurucu ve son
derecede kaliteli geçer. Kemikleşmiş bir dinleyici kitlesi
olan festivalde salon hep doludur. Son birkaç senedir,
orkestrayı Sir Simon Rattle idare etmekte ve seyirciyi
müthiş etkilemektedir. Öyle ki, herhangi bir yerde
dinlediğiniz bir eseri, bu şef ve orkestradan
dinlediğinizde sanki başka bir eser çalınmıştır salonda.
Nitekim bu sene programda Beethoven’ın 6. Senfonisini
görünce, çok iyi bildiğimiz bu eser yerine başka bir eser
olamaz mıydı diye düşündüm. Ancak eseri Salzburg’da bu şef
ve orkestradan dinleyince böyle bir yorumu ve edinilen
hazzı hiçbir zaman duymamış olduğumu anladım.
Bu seneki festivalde beni şaşırtan bir şey oldu. Berlin
Filarmoni Orkestrası’nı, izleyicisi çok, biletleri bize
göre çok pahalı, sponsoru bol ve buna bağlı olarak mali
sorunu yok zannederdim. Bu kuruluşun bilinen orkestrası
yanında bir de genç elemanların yetiştirildiği ikinci bir
orkestrası vardır ve bu, verdiği konserlerle ana
orkestraya sanatçı yetiştirmektedir. Sir Simon Rattle,
seyirciye hitaben, özellikle genç orkestranın mali yardıma
ihtiyacı olduğunu, seyircilerin, miktarı ne kadar olursa
olsun yardımda bulunmalarını istedi. Bu haber bana bizim
durumumuzu hatırlattı. İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası
senelerdir bu sıkıntıyı çeker. Orkestranın sahibi olan
devlet, ihtiyaçların pek çoğunu yüklenmez ama orkestra her
çareye başvurarak konserleri sürdürür. Eksikler nasıl
karşılanır, onu sadece derdi çekenler bilir.
3 Haziran tarihli Cumhuriyet gazetesinde Sayın Evin
İlyasoğlu bu yılki İstanbul Festivali için yeterli sponsor
bulunamadığından nispeten az masraflı ve daha dar bir
programla yetinildiğini yazıyordu. Yani Türkiye’de durum
daha da kötü.
İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası çok nitelikli konserler
vermektedir. AKM binasının perişan hali nedeniyle ortada
kalan orkestra, önümüzdeki mevsimde de 29 konser vermeyi
planlamaktadır. Ancak nasıl ve hangi maddi yardımla?
Sadece her hafta enstrümanların Kuzguncuk’taki merkezden
konser salonuna taşınması ve bunun sigortası için ödenen
prim bayağı yüklü bir toplam tutmaktadır. Ricamı kırmayan
Mapfre Genel Sigorta Genel Müdürü Sayın Serdar Gül,
sigorta primleri kadar bir bağış yapmayı kabul ederek en
azından bir konuda rahat nefes almamızı sağladı.
Orkestraya önemli bir yardımı da Denizbank yapmaktadır.
Devlet, sponsorluğu teşvik için bu yardımların şirket
masrafı olarak kabul edileceğine ilişkin bir yasa çıkardı.
Acaba şirketlerimizin geniş bütçeleriyle, İstanbul’un
adını müzik dünyasında duyuran İDSO’ya el vermeleri mümkün
olamaz mı? Konser dinleyicisi kültürlü, ve çevresi olan
bir kitledir. Şirketler, satış arttırma yolundaki çabaları
göz önüne alındığında bu alanı da programlarına alamazlar
mı?
OSMAN YÜCESAN |
 |
|
|
|
|
|
 |