 |
 |
|
|
| |
 |
|
|
|
|
Klasik müziğin giderek kan kaybettiği, gençlerin ilgisini
daha az çektiği söyleniyor. Bu görüşün somut verilere
dayanıp dayanmadığını bilmiyorum. Ayrıca Türkiye’deki
durumla dünyadaki durum ne kadar benzeşir, o da belirsiz.
Ancak gerçek olan birşey varsa, o da müzik eğitimi veren
yüzlerce kuruluşun çok sayıda kaliteli müzisyeni dünya
piyasalarına sunduğu ve profesyonel gençler arasındaki
rekabetin giderek arttığıdır.
Orkestra şefi olarak isim yapmak ve pazarda iyi bir yer
edinmek isteyen gençler de bu rekabetten paylarını alıyor.
Eylül ayı içinde Besançon’da yapılan Uluslararası Genç
Orkestra Şefleri Yarışması buna en güzel göstergelerden
biriydi. Yarışmanın çeyrek ve yarı finalleri ve tabii ki
final bölümü, Arte Televizyonu’nun “Live web” sitesi
aracılığıyla internetten canlı olarak yayınlandı. Zaman
zaman internetin azizliğine uğranıp kesintilerle
karşılaşılsa da, genellikle izlenebildi. Ayrıca
müzikseverler
http://liveweb.arte.tv/fr/video/Finale_du_Concours_international_des_jeunes_chefs_d_orchestre/
adresini kullanarak yarışma kayıtlarına bugün de
ulaşabilir.
Adayların BBC Senfoni Orkestrası’nı yönetmek zorunda
olduğu yarışmada, Tomohiro Seyama, Kazuki Yamada ve Rossen
Gergor finale kaldı, diğer bir deyimle finalistlerin ikisi
Japon, biri Bulgar’dı. Japonlar’ın ve şef, solist veya
orkestra üyesi olarak her yerde karşımıza çıkan diğer Uzak
Doğulular’ın başarıları, klasik müziğin sadece batı
kültürünün bir parçası olduğunu iddia edenlere en iyi
yanıtı veriyor. Hatta buna tipik bir Doğu Avrupalı olan
Rossen Gergor’u da katmak mümkün. Klasik Batı Müziği ile
ilgili bir yarışmadaki en başarılı üç müzisyen, Batı
Avrupa’nın dışından geliyorsa, klasik müziğin
evrenselliğine bundan daha iyi bir gösterge olabilir mi?
Final yarışması için seçilen eserler, Edith Canat de
Chizy’nin “Times” adlı çağdaş bestesi, Mendelssohn’un 2.
Keman Konçertosu’nun 2. ve 3. bölümleri ve Berlioz’un
Fantastik Senfonisi’nin 1. bölümüydü. Kazuki Yamada,
mükemmel müzik bilgisi, eserlere hakimiyeti ve üstün yorum
yetenekleriyle olduğu kadar, sempatik hareketleri ve
orkestra ile kurduğu mükemmel iletişimle de puan
toplayarak öne çıktı. Sonuçta hem jürinin hem de
seyircinin büyük ödülünü kazandı. Yarışma sonunda yaptığı
kısa teşekkür konuşmasında, daha önce bu yarışmaya katılıp
ikinci turda elendiğini söyleyerek, eksikliklerini
değerlendiren hocalarının, başarılı olmak için orkestra
ile daha iyi bütünleşmesi gerektiğini vurguladıklarını
belirtmesi ilginçti. Herhalde henüz 30 yaşında olan bu
gencin adı, giderek daha sık duyulacaktır.
Bir diğer genç şef, 23.09.2009 günü Finlandiya Radyo
Senfoni Orkestrası RSO’yu yönetmekteydi. Bu konser,
Helsinki’de, ünlü mimar Alvar Aalto tarafından tasarlanmış
olan görkemli Finlandiya Salonu’nda yer alıyordu ve
orkestranın peryodik Çarşamba konserlerinden biriydi. Daha
önce orkestranın, ünlü şef Xian Zang tarafından
yönetileceği ilan edilmişken, müzikseverlerin karşısına
son anda Santtu Rouvali adında 24 yaşında bir genç
çıkıverdi. Çinli hanımın neden gelemediği belirtilmedi,
ancak Rouvali hayret verici yönetimiyle onu aratmadığı
gibi, konserin belki de daha büyük bir coşku ve heyecanla
izlenmesini sağladı. Programda Mikko Heiniö’nün, piyano ve
soprano solo için bestelediği “Ay Konçertosu” adlı çağdaş
eseri, Bernstein’ın 3 Dans Episodu ve ünlü “West Side
Story”den derlediği Senfonik Danslar’ı vardı. Tüm
eserlerde olabildiğince geniş bir perküsyon ekibiyle
desteklenen pasajlar bulunmaktaydı ve orkestra yaklaşık 90
kişilik dev bir kadroyla sahnedeydi.
Santtu Rouvali, yaşı gibi küçük bir vücut yapısına sahip
bir şef, ancak orkestra önünde adeta devleşebiliyor.
Üstelik müziğe 15 yaşındayken, Helsinki’de perküsyon
okuyarak başlamış, sonra Lahti’de ve Sibelius
Akademisi’nde devam etmiş, bir süre Danimarka’da çalışmış,
şeflik eğitimine ise sadece 2 yıl önce, 2007’de Leif
Segerstam’ın sınıfına kaydolarak adım atmış bir genç. Ne
var ki, çok kısa bir sürede büyük bir ilerleme kaydederek,
2009 yazından itibaren, RSO’nun sürekli şefi olan Sakari
Oramo’nun asistanlığını yapmakta. Rouvali bu konserde,
kendisine son anda verilen şeflik görevini üstlenip,
muhteşem bir yönetim göstererek herkesi etkiledi ve büyük
bir başarı kazandı. Tabii o da bununla yetinmiyor ve
uluslararası arenalarda boy göstermek istiyor. 10-13 Kasım
2009’da yapılacak Uluslararası Yorma Panula Şefler
Yarışması’na katılarak 14 Avrupa ülkesinden gelecek 20
meslektaşına karşı gücünü kanıtlamaya çalışacak.
Sonuç olarak gençlerin işbaşında olması hepimize mutluluk
veriyor. Hem onları, hem de ülkemizin yetiştirdiği genç
şefleri sık sık İDSO ile de görmeyi arzu ediyoruz.
Melih KAMİL |
 |
|
|
|
|
|
 |