 |
 |
|
|
| |
 |
|
|
|
|
Açılış konseri bu yıl da Aya İrini’de yapıldı ve konseri
Japon şef Koji Kawamoto yönetti. Ana eser olan, Beethoven
Üçlü Konçertosu’nun solistleri Efe Baltacıgil (Çello),
Arnaud Sussmann (Keman) ve Benjamin Hochman (Piyano) idi.
Bu üçlü ile prova sonrası birkaç saat beraber oldum ve
çeşitli konularda değişik ve ilgi çekici görüşler ortaya
atıldı.
Konuları soru-yanıt şeklinde yazmak yerine konu başlıkları
şeklinde derlemeye çalışacağım.
Efe’nin aile bireylerinin neredeyse tamamı (Babası, halası
ve bir kardeşi) kontrabas çaldığı halde onun neden çelloyu
seçtiğini hep merak etmişimdir. Efe önce keman çalışmış,
sonra çelloya devam etmiş. Efe’nin görüşüne göre kontrabas
hala tam olarak değerlendirilmemiş bir enstrüman.
Besteciler bu çalgı aleti için yeterince eser yazmamış ve
Efe’ye göre konu hala inceleniyor. Üstün yetenekli
kontrabasçılar yetiştiğinde durumun değişeceğini ve adeta
yeni bir çığır açılacağını ümit ediyor.
Geçen sene İstanbul’da keman konçertosu çalan bir solist,
aniden durdu ve şef olayın farkına varmadan eseri devam
ettirdi. Solist şefi uyardı ve orkestra tekrar solistle
beraber esere devam etti. Her üç soliste başlarına böyle
bir şey gelip gelmediğini sordum. Efe bir keresinde
partisini unutmuş ve orkestra devam ettiği için o da bir
şeyler çalmış, hemen sonra da partisini yakalamış. Arada
geçen o çok kısa zaman ona bir asır gibi gelmiş.
Şefler konusunda da görüşlerini öğrenmek istedim. Şefleri
çeşitli sınıflarda görüyorlar. “Sert ve yaratıcılıktan
uzak” olanlar, sadece “Çalıştıranlar” ya da “Jestlerle
anlatanlar”. İstanbul’a gelen şef Kawamoto’yu çok yararlı
ve yönlendirici bir şef olarak değerlendirdiler.
Dinleyici konserlerde zaman zaman bir eseri yanlış yerde
alkışlar. Bu bazen eserin akışına ‘insani bir tepki’, çok
defa da bilgisizlik veya yanlışlıktır. Her üç solist de
bölüm aralarında kopan alkışlardan son derece şikayetçi.
Çünkü bu hem onların, hem orkestranın ve elbette şefin
konsantrasyonunu bozuyor. Bir keresinde bir keman solisti
eserin ikinci bölümünde çok kuvvetli alkış aldığını
görünce şefe ‘Galiba devam ettirmeye gerek yok’ diyerek
salonu terk etmiş ve orkestra da eve erken dönebileceği
için soliste uymuş. Çaykovski’nin 6. Senfonisi’nin üçüncü
arasında bu insani tepkiye çok sık rastlanıyor. Çare nedir
diye sorduğumda şef Kawamoto ‘Ben bu eserde 3. ve 4. bölüm
aralarında durmam’ dedi. Hem şefe hem de solistlere
‘Çaykovski’nin dördüncü bölümle ilgili başka bir görüşü
olamaz mı?’ diye yeniden sordum. Kanımca 6. Senfoni
Çaykovski’nin çok büyük bir yapıtıdır. Yapıt ilk üç
bölümde tamamlanır ve dördüncü bölüm başlı başına ayrı bir
eserdir; Çaykovski bu bölümde kendisi için bir ‘requiem’
(ağıt) bestelemiştir. Bu düşünceme üç sanatçı da olumlu
bir yanıt vermek istemedi ama her üçü de dördüncü bölüm
başlıklarının ağır ve aksak (Adagio Lamentoso) olduğunu
belirtti. Bu arada yakın bir geçmişte Berlin’de Chicago
Senfoni Orkestrası bu eseri çalarken üçüncü bölümden sonra
alkışların ısrarla devam ettiğini görünce şefin de sanki
eser tamamlanmış gibi uzunca bekledikten sonra dördüncü
bölümü çaldırdığını hatırlattılar.
Genç kuşaktan bu üç soliste atonal eserler hakkındaki
görüşlerini sordum. Genelde kesin bir ayrım yapmadılar.
Bence bazılarını duyduğunuzda salondan kaçmak
istiyorsunuz. Sonuç olarak eseri iyi seçmek ve üzerinde
iyice çalışarak dinleyiciye aktarmak gereklidir görüşünde
birleştiler.
Osman YÜCESAN |
 |
|
|
|
|
|
 |